Aspendos, Antalya'nın yaklaşık 40 km doğusunda, Türkiye'nin Akdeniz kıyısında, Serik yakınlarındaki Eurymedon Nehri'nin kıyısında yükselir. Burası zengin bir Greko-Romen kentiydi ve bölgenin dört bir yanından gezginlerin buraya gelmesinin asıl sebebi, MS 2. yüzyılda kentin yerlisi Yunan mimar Zenon tarafından inşa edilen tiyatrosudur. Birçok antik tiyatro günümüze yalnızca oturma sıralarıyla ulaşırken, Aspendos'ta sahne binası tüm özgün yüksekliğiyle ayakta durur; böylece siz de bir Roma tiyatrosuna, taş yığınlarından planını okumak yerine, neredeyse bir zamanların seyircisi gibi adım atarsınız.
Tiyatro, olağanüstü akustiğiyle ünlüdür: yarım daire biçimindeki taş oturma sıraları ve yüksek sahne duvarı, sahnedeki bir sesin en üst sıraya bile berrak bir şekilde ulaşmasını sağlayacak biçimde tasarlanmıştır; yapı, her yaz burada düzenlenen Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali başta olmak üzere canlı performanslara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Olağanüstü korunmuşluk durumunu büyük ölçüde Selçuklu dönemine borçludur; o dönemde yapı taş ocağı olarak kullanılmak yerine onarılmış, kervansaray ve saray olarak yeniden işlevlendirilmiştir.
Aspendos tiyatrosundan çok daha fazlası. Aşağı ve yukarı şehir olarak yayılan alanda, suyu kilometrelerce yüksek kemerler üzerinde taşıyan bir Roma su kemerinin kalıntıları, 100 metrelik bir bazilika, agora, anıtsal bir çeşme ve akropol yer alıyor — ticaretle zenginleşmiş bu şehrin sivil kalbi. Bu olağanüstü yer, Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunuyor. Standart bilet açık tarihlidir: gününüzü siz seçin, açılış saatleri içinde gelin ve doğrudan içeri adımınızı atın.